
Şu anda karşı kıyıya bakıyorumda evden, her taraf bembeyaz tabii, en çok sevdiğim havanın bu tarz hava olduğuna karar verdim nedense?
İlerisi sürekli beyaz! Beyaz güzel bir renk! O zaman bu hava da güzel! İlerisi görünmüyor tabii, ne çıkacağı belli olmuyor karşısına insanın ama yinede beyaz! Karşına çıkanda en kötü ihtimal beyaz olacaktır ilerlemen koşuluyla. İyi hissettirdi beni birden. Yerler kaygan ama önlemini alabiliyorsun en azından.
Sisli hava ise tam tersi etki yaratıyor. Ne siyah ne de beyaz! İkisinin ortası bir durum! Ne çıkacağı belli olmaz! Mesela çift yönlü bir yolda sis altında gittiğinizi hayal edin. Karşıdan bir ışık geliyor ama o ışık görüş mesafesine girmeden, ki artık birşeyler yapmak için çok geç kalmışsınızdır, onun ne olduğunu bilemezsiniz. Önlemde alamazsınız. İşte bu yüzden biz ileri sürüş teknikleri uzmanları olarak genç padawanlarımıza en çok sisli havada dikkat etmelerini öneririz!
Bir de tabii ölümüne fırtına, yağmur, sis gibi etkenlerin bir arada olduğu o boktan hava durumları var! Çıkmamak lazım o zaman işte dışarı. Oturmak lazım sakince bir köşede.
Bence en kötüsü sisli hava! Diğer ikisinde yapabileceğin birşeyler var çünkü kendi çapında da olsa. Ama sisli hava biraz piyango gibi geliyor, tombala misali! Torbadan ne çıkarsa artık. Dikkat etmek lazım!
Tüm bunlara rağmen bakıyorum şöyle kendi hayatıma ve etrafımdakilerin hayatına, o kadar riskli iken sisli havalarda dolanmayı seviyoruz yine! Zamanımızı o şekilde harcıyoruz, sonra şikayet ediyoruz.
Gerçekten bazen çok mantıksızlaşıyoruz.
Oturan Göbek